Bilim Güncel Nedir Sağlık

UYKU NEDİR? UYKU EVRELERİ

Tarafından yazılmıştır admin

Yaşamımızın üçte birini uykuda geçiriyoruz. Çok gibi görünse de gerekli bir süredir bu. Normal bir insanın günlük uyku gereksinimi 6-9 saattir. Bu süre bireyin yaşına, yaptığı işe göre değişiklik gösterebilir. Örneğin, yeni doğmuş bir bebek aralıklarla günde 16 saat uyuyabilirken, iki yaşına geldiği­de bu süre 9-12 saate iner. Yaşlılarda çocuklara özgü uyku düzeni yeniden ortaya çıkabilir; bu nedenle yaşlılar gündüz sık sık kestirirler; bu yüzden de geceleri çok az uyurlar.

Yaşamımızın önemli olgularından biridir uyku; ne var ki modern biyolojinin de en bilinmeyen konularındandır. Uykuyu düzenleyen sinirsel ve salgısal etkenler henüz açıklıkla öğrenilmiş değildir. Bugün için uyku hakkında bildiklerimiz çok genel noktalar olmaktan öteye geçmez. Bazı sinirsel ya­pılar, özellikle beynin tabanında, beyin sapındaki nöron grupları uykunun dü­zenlenmesine katılırlar. Noradrenalin, asetilkolin ve GABA (Gamma aminobütrik Asit) gibi maddeler, karmaşık etkileşimler sonucu uykunun gelişini başlatmakta ya da uykunun farklı değişkenlerini ortaya kovmaktadır.

Uyku, organizma için yemek yeme ya da soluk alma gibi bir zorunluluktur, insanlar uzun süre uykusuz bırakıldı­ğında -ki bu tür deneyler genellikle 34 gün sürebilmektedir- istem dışı ola­rak kısa süreli uyuyakalırlar. Uykusuz geçen zaman uzadıkça uyku atakları­nın daha sık ve daha uzun süreli oldu­ğu görülür. Uykusuzluk deneylerinde üç günün sonunda kişide şu belirtiler görülür: Gerginlik, sinirlilik, zamanı bi­lememe, hayal görme, konuşulanları anlayamama vb. Daha sonrasında da ellerde titreme, vücutta yanma ve ağrı­lar, görme bozuklukları ortaya çıkar.

Bugüne değin insan üzerinde yapı­labilen en uzun süreli uykusuzluk de­neyi 11 gün boyunca uyumayan bir üniversite öğrencisinin üzerinde yapıl­mıştır. Deneğin gerçekle ilişkisinin bo­zulduğu görüldükten sonra psikoza benzer bir durum gözlenmiş bunun üzerine uykusuzluk deneyi sona erdi­rilmiştir. Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerse türlere göre değişen süreler sonunda ölümle sonuçlanmıştır.

Uyku Evreleri

Uyku, kendine özgü belirleyici özellikleri olan, birbirine bağlı ve art arda gelen evreler biçiminde seyreder. Genellikle gece boyunca ağır uyku ve REM uykusunun çeşitli evreleri birbi­rini izleyerek tekrarlanır. Her çevrim REM evresinin sonuyla belirlenir ve 90 dakika sürer.

Ağır uyku, bilim adamlarının genellikle onarıcı olarak gördükleri bir uyku evresidir. Gerçek­ten de bu uyku süresince özellikle 3. ve 4. evrelerde önemli ölçüde büyüme hormonu salgılandığı ortaya çıkmıştır. Daha çok gecenin başlarında salgılanır bu salgı; 24 saat boyunca salgılanan miktarın yaklaşık % 75’ini oluşturur. Büyüme hormonu, hücrelere çok gerekli olan bileşiklerin sentezine yara­yan kimyasal tepkimeleri uyarır. Proteinlerin sentezi bu tepkimelerin başında gelir. Vücuttaki dokuların bakını ve büyümesiyle ilgili önemli sayıdaki hücre bölünmesinin de ağır uyku sıra­sında olduğu bilinmektedir.

REM (Rapid Eye Movement) uy­kusu, adını “hızlı göz hareketleri” söz­cüklerinin İngilizce’deki baş harflerinden alır. Uykunun bu evresinde kişi­nin gözlerinin hızlı hareket ettiği göz­lenerek böyle adlandırılmıştır. REM uykusunun rolünü ortaya koyabilmek için çeşitli kuramlar öne sürülmüştür. Uyanıkken bozulan biyokimyasal den­genin bu uyku sırasında kurulduğu ya da yeniden genetik programlama ya­pıldığı gibi kimi iddialar tam olarak kanıtlanamamıştır. Ancak başta Fransız Vincent Bloch olmak üzere kimi bilim adamları 1970’li yıllarda bu uykunun bellekle olan ilişkisini buldular. Klasik deneyler sırasında laboratuar hayvan­larının bir öğrenme seansı sonrasında REM uykusuna daha fazla zaman ayır­dıkları saptandı.

REM uykusuy­la ilgili ortaya atılan savların en önemlile­rinden biri de rüyala­rın bu evrede görül­düğüdür. Bununla birlikte bazı psikofizyologlar ağır uyku ev­resinde de rüya görül­düğünü; ama REM evresindekilerin daha çok ve daha ayrıntılı rüyalar olduklarını ileri sürdüler. REM uykusu hakkında bilinen gerçeklerden biri de beynin bu evrede uyanık oldu­ğu sıradaki elektrik etkinliğine benzer dönemsel olmayan bir elektrik etkinli­ğine sahip olduğudur.

Normal bir gece boyunca uyku 4-5 REM uykusu evresinden geçer; geri kalan süredeyse ağır uykunun art arda gelen farklı evreleri yaşanır. Bunlar yaklaşık olarak 90 dakikalık çevrimler­dir. Gecenin sonunda REM uykusu evreleri daha uzundur, gecenin başlan­gıcıysa derin uyku bakımından daha zengindir.

Gece boyunca uykuda 4-5 kez REM evresine girilir. Böyleyken kim­se gecede 4-5 rüya gördüğünü düşün­mez. Unutulmamalıdır ki rüya gör­mekle rüyaları anımsamak aynı şey değildir. Rüyaların anımsanması için rüya görürken uyanmak gerekir. Eğer REM evresinde uyanmadan başka bir uyku evresine geçiliyorsa görülen rüyalar sa­bah kalkıldığında anımsanmayacaktır.

Yapılan araştırmalar, 24 saatte, sa­baha karşı ve öğleden sonra olmak üze­re iki kez vücut sıcaklığının çok az da olsa düştüğünü göstermiştir. Bu saat­lerde uykuya dalma süresinin gündüz de içinde olmak üzere günün öteki sa­atlerinden daha kısa olduğu bilinmek­tedir. Yapılan bir deney şunu göster­miştir: Işıktan ve saat kavramından yoksun bırakılan, uyku saatlerini ve sü­relerini kendi istekleri doğrultusunda belirlemeleri istenen denekler günde bir kez yerine iki kez, çoğunlukla da vücut sıcaklığının en düşük olduğu sa­atlerde, öğleden sonra 14:00 ile sabaha karşı 03:00 civarında uyumuşlardır.

Kimi bilim adamları öğle uykusu­nun saat 14:00 civarında uyunmasını, uykuya dalmanın bu saatteki kolaylığı nedeniyle öneriyorlar. Yarım saatlik öğ­le uykusu, derin yavaş uyku evresi, de­nilen uykuyu içerir; bu da gece uyku­ sunun 1,5 saatine eş­değerdir.

Uykunun tanım­lanması her şeyden önce beynin elekt­riksel etkinliğinin çözümlenmesine dayanır. İnsandan uzak türlerde si­nir sistemi ve elektriksel etkinlik düzeni çok farklıla­şır. Bu da insan türü için yapılmış uyku tanımı ölçütlerinin çok sayıda hayvan için, özellikle de omurgasız türler için geçerliliğini kaybetmesine yol açar. Sözgelimi bir böcek uyumakta mıdır, yoksa uyanık olduğu halde bazı eylem­sizlik evrelerinden mi geçmektedir? Bunu anlamak zordur. REM uykusu yalnızca sıcakkanlı hayvanlarda görü­lür. Bütün memeli hayvanların insanla­rınkine benzer uykuları vardır. Yalnızca karınca yiyenlerde ve yunuslarda REM uykusu görülmez; ancak bunlar da is­tisnadır. Türler arasındaki farklılık uy­ku çevrimlerinin düzeninden kaynak­lanır. Uç bir örnek olarak foklar deniz­de uyurlar. Soluk almaya gereksinim duyduklarından uyku çevrimleri birkaç dakika­yı geçmez. En fazla uyuyan hayvanlardan biriyse aslandır. Aslan­lar avlanmaktan artan zamanlarının büyük çoğunluğunu uyuya­rak geçirirler.

Uykuda geçen süre türlerden türle­re farklılıklar göste­rir. Etçiller, otçullara göre her zaman daha fazla uyurlar. Sözgelimi bir ev kedisi zamanının yüzde ellisini uykuda geçi­rir. Bunun nedeni aslında açıktır. Uyu­yan bir hayvan tehlike içindedir ve av­cılara yakalanma olasılığı daha yüksek­tir. Bu durum otçulların etçillere göre neden daha az uyuduğunu ve etçiller­de uykunun neden REM uykusu bakı­mından daha zengin olduğunu açıkla­maya yeter.

Uykuda Oluşabilecek Rahatsızlıklar

Horlama, uyku sırasında ortaya çı­kan rahatsızlıklardan birisidir. Genel­likle soluk alma sırasında yutak çevre­sindeki yumuşak dokuların titreşmesi sonucu ortaya çıkar. Üst solunum yolu­nun dil arkasındaki alanda daralmasıy­la horlama artar. Horlama durumu bir­çok kişide sıkça görülür. Yaşın artma­sıyla horlamanın görülme sıklığı artar. Genellikle sırtüstü yatarken başlar: ki­şinin yorgun olup olmamasına bağlı olarak da görülür. Kesintisiz, düzenli horlamanın uykuda bölünmeye neden olmuyorsa horlayan kişiye hiçbir zararı yoktur. Bu tür horlama, yalnızca horla­yan kişinin çevresindekileri rahatsız eder.

Uyku hastalıklarından biri de uy­kuda solunum durmasıdır. Bu sendromda hasta, her solunum durmasının ardından 5-10 saniye süre ile uyanır; solunum durması ancak uyanarak sonlandırılabilir. Bazı solunum durmaları 10 saniyeden 1-2 dakikaya kadar uza­yabilir.

Basit horlama kilo vermekle, uyku saatlerinden önce alkol almamakla, ak­şamları hafif yemekle, yüksek yastıkta yatmakla önlenebilir. Solunum durma­larının eşlik ettiği horlamaların tedavi­siyse daha güçtür ve mutlaka bir dok­tora başvurmayı gerektirir.

Uyku ilgili hastalıkların en ilginçle­rinden biri de uyurgezerliktir. Uyurge­zerler gecenin genellikle ilk varışında, uyuduktan yaklaşık 1-2 saat sonra kal­kıp dolaşmaya başlarlar. Kimi hasta­larda uykuda dolaş­ma her gece ol­duğu halde kimi­lerinde gerilimli günlerde ya da uy­kusuz kalındığında ortaya çıkar. Hasta­lar dolaşırken uya­nıkmış gibi davra­nırlar; odadan çıkıp merdivenleri inebi­lir, dışarı çıkabilir­ler. Öte yandan uykuda gibidirler; sorulan soruları yanıtsız bıra­kırlar. Uyandırılmazlarsa kendiliklerin­den yataklarına dönerler ve sabah ol­duğunda hiçbir şey anımsamazlar. Uyurgezerlik derin uyku denilen uy­kunun en derin döneminde ortaya çı­kar. Uykuda gezme sırasında hastalar psikolojik etkilerden uzak oldukları için uyanık insanların yapamayacağı hareketleri yapabilirler.

 

Kaynak :
Pasque-/, P„ Slccping, Bcntfıam Books. 109.3
Bilim ve Teknik

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: