Bilim Nedir Son Makaleler

YAYILMA SPEKTRUMLARI

Tarafından yazılmıştır admin

Albert Einstein’nın çalışması, 19. yüzyılda fiziğin diğer bir gizemi olan “atomların yayılma spektrumlarının” aydınlatılmasını sağlamıştır.

17.yüzyılda Newton güneş ışığının farklı renklerde bileşenlerden oluştuğunu ve bunların bir araya gelmesiyle beyaz ışığın meydana geldiğini göstermesiyle birlikte, kimyacılar ve fizikçiler, yayılma spektrumlarının özelliklerini, yani maddelerin yayın­landıkları ışımaların sürekli ya da çizgi (hat) spektrumu olup olmadığını incelemeye başladılar. Bir maddeye ısıtılarak ya da başka yolla enerji aktarımı (örneğin, gaz fazında yüksek voltajda elektrik boşalımı) sonunda, o maddeye özgü yayılma spektrumu gözlenir. Örneğin, çok sıcak bir ısı kaynağından yeni çıkarılmış “akkor” veya “kızılkor” halindeki bir demir çubuk kendine özgü bir parlaklık gösterir. Gözlenebilir bu parlaklık, demir çubuğun yayılma spektrumunun gözle algılanabilen kesimidir. Aynı demir çubuğun biraz daha düşük sıcaklıktaki kesiti ise, yayılma spektrumunun bir diğer kesimini, yani kızılötesi bölgesini temsil eder. Güneşin ve ısıtılmış bir katının ayılma spektrumlarının ortak yönü, her ikisinin de sürekli spektruma sahip olmaları, ani görünür bölgedeki her dalga boyunun söz konusu spektrumlarda yer almasıdır.

Gaz fazındaki atomların yayılma spektrumları ısıtılmış katılarda olduğu gibi dalga boyları kırmızıdan mora doğru değişen sürekli bir dağılım göstermezler. Aksine be durumdaki atomlar görünür bölgenin değişik kesimlerinde parlak çizgiler oluştururlar. Oluşan bu çizgi spektrumları sadece maddenin kendine özgü dalga boylarında ışık yayılmalarıdır.

Atom ve moleküllerin yayılma spektrumlarını incelemede kullanılan deneysel bir düzenek

Yukarıdaki şekilde, yayılma spektrumunun incelenmesinde kullanılan bir boşalım tüpünün şematik gösterimi yer almaktadır.

Her elementin kendine özgü bir yayılma spektrumu vardır. Aynen insanların parmak izlerinden tanınması gibi, atom spektrumların kendilerine özgü çizgileri de, bilinmeyen atomların tanılan amacıyla kullanılabilirler. Bilinen bir elementin yayılma spektrum çizgileriyle, bilinmeyen bir elementin spektrum çizgileri tam uyum gösterirse, bilinmeyen elementin tanısı gerçekleştirilmiş olur. Tanı amaçlı spektrum kıyas­lama yöntemi uzun yıllardan beri kullanılmasına karşın, spektrum çizgilerin oluşma nedenleri 19. yüzyıl başlarına kadar anlaşılamamıştır.

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: