Son Makaleler Tarihçe

YAZININ İCADI

Tarafından yazılmıştır admin

Kuşkusuz, uygarlıkların oluşumu ve gelişiminde, eğitim ve öğretim başlıca rolü oynamaktadır. Eğitim ve öğretimi sağlanmasında ise, en önemli araç yazıdır. İnsanlık tarihinde yazılı dönem, yazısız dönemin yüzde biri kadar olmasına rağmen, yazının icadı ile ortaya çıkan gelişmeler yazısız dönemden daha hızlı yaşanmıştır.

Yazı ile bilgilerin saklanabilmesi; nesilden nesile ve bir yerden bir ye­re aktarabilmesi uygarlığın hızlı bir şekilde gelişip yayılmasını sağladı.

Yazının, başlangıçta ekonomik bir zorunluluktan ortaya çıktığı kabul edilmektedir. Sümer sitelerinde, yönetim olarak da merkezi bir rol oynayan tapınaklarda, halkın tapınaklara getirmiş olduğu malların kayıt altına alınması gerekmişti. Bu kayıtlarda, önceleri basit sembolik resimsel işaretler kullanılırken, zamanla çivi yazısı şekline dönüştü. Yaklaşık beş yüz yıl sü­ren bu süreç sonunda, M.Ö. 3000 yıllarında kil tabletler üzerine yazılan an­laşılabilir metinler yazılmaya başlandı.

İlk Yazı Örnekleri

Yumuşak kil kutucuklar üzerine, ucu sert bir kalemle yapılan işaretle­rin çivi şeklini almasından, bu yazıya “çivi yazısı” denmiştir. Sümerlerin kil tabletler dışında, ahşap ve madeni levhalar üzerine de yazı yazdıkları, ar­keolojik araştırmalar sırasında çıkarılan belgelerden öğrenilmektedir. Özel­likle daha kolay yazımı ve korunması için ahşap levhalar balmumu ile sıvanmaktaydı.

Kil tabletler gibi, ahşap ve madeni levhaların hazırlanması ve korun­ması kolay olmadığından günümüze çok az sayıda ulaşabilmiştir. Diğer taraftan bu dönemde, özellikle siteler arasında sınırların belirtilmesi, taşınmaz mal­ların el değiştirmesi gibi resmi konular taşlara işlenen yazıtlarla belgelen­mişti.

Bilinen ilk yazılı belgeler Uruk kentindeki Eanna tapınağı komplek­sinde keşfedilmiştir. Eanna tapınağında bulunan bu işaretli jetonların (ing.token) benzerlerine, Fırat kıyısında 1970’lerde kazısı yapılan Habura Kebira ve İran platosundaki Susa’da rastlanmıştır. Başlangıçta bunlar bir metinden çok sayısal sistemdi. Tabletler üzerinde belli değerleri gösteren yuvarlak daireler işaretlenmişti.

Bu sayısal sistemden yazının gelişimi üç aşamada görülür. İlk aşa­masına Uruk IV adı verilir (3300). Bu aşamada işaretler sivri uçlu bir aletle yaklaşık 10 cm boyunda, 5 cm eninde ve bunun yarısı kalınlığındaki kil tabletler üzerine çiziliyordu. Bu yazı bir harf ya da heceden çok bir düşünce ve sözü simgeleyen ideografik ya da logografik şekillerdeydi. Bu aşamaya ait Uruk’ta 600 ve Kiş’te ise 150 tablet bulunmuştur. Yazının ikinci aşaması Uruk III’de görülür. Bu aşamada yazı soyut çizgilerin düzgünleştiği ve kıvrımların azaldığı gelişmiş bir şekildedir. Bu aşamayla ilgili, olarak; Uruk’ta üç binin üzerinde, Cemdet Nasr’da 240, Tel Ukair’de 2 ve Eşnunna’da 2 adet tablet bulunmuştur.

Yazı Erken Sülâleler döneminde daha çizgisel hale getirilmiştir (2900-2334). Erken Sülâlelerin erken evresinde çok az sayıda yazılı metin bulun­masına rağmen, dönemin sonlarına doğru, M.Ö. 3. bin yılın ortalarında, çivi yazısı yaygın bir şekilde kullanılmıştır. Bu dönemin ekonomi ve yönetim anlayışını yansıtan çok sayıda belge; mektup ve yapı yazıtları bulunmuş­tur.

Sümerlerin icat ettiği çivi yazısı, daha sonra Mezopotamya’da Akadlar, Asurlular, Babilliler ve Elamlılar; Anadolu’da Hititler ve Urartular ve İran’da Persler tarafından kullanılmıştır.

Büyük İskender’in İran’ı ele geçirmesine kadar Persler çivi yazısını kullanmıştır. Bölgede çivi yazısının astronomiyle ilgili bazı metinlerde kul­lanımı ise M.S. 70 yılına kadar sürmüştür.

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: