Sağlık Yaşam

YENİ DOĞUM YAPMIŞ ANNENİN PSİKOLOJİSİ

Tarafından yazılmıştır admin

Annelik Bunalımı (Postnatal Blues, Baby Blues)

Postnatal psikolojik sorunlar, doğum sonrası ilk 10 günde annelerin %15-80’ini etkileyebilen annelik bunalımından, her 2000 kadından birini etkileyebilen postpartum psikoza kadar geniş bir yelpazede yer alır. Postpartum depresyon ise, geçici olan ve işlevi bozmayan annelik bunalımından farklıdır.

Yeni anne, kendini olduğu kadar iyi hissetmez, hatta kötü hisseder. Kaygı, aşırı duyarlılık, duygularda iniş- çıkışlar, uyku bozuklukları, kolay ağlama en sık görülen belirtilerdir. Doğumdan sonraki ilk 3-10 gün içinde ortaya çıkan yakınmalar, ikinci haftanın sonunda geriler. Buna karşın, vakaların %20’sinde depresyon gelişebilir. Annelik bunalımına yol açabilen risk etkenleri şunlardır: Aile içinde sorunlar, gebeliğin planlanmamış olması, annenin tek başına olması, sosyoekonomik sorunlar, bebekte bakım güçlüğü oluşturan durumlar (prematürite, sağlık sorunu, çoğul gebelik), özgüven eksikliği, kariyer beklentisinin yüksek olması, adet düzensizliği, nikahsız beraberlik, kadında önceden ya da ailede depresyon öyküsünün bulunması.

Annelik bunalımı, liyezon psikiyatrisinin başarı ile uygulandığı alanlardan biridir. Anne ile duygudaşlık (empati) kurmak, bebek bakımında babanın ve aile bireylerinin desteğinin alınması, anneyi ve bebeyi sık aralıklarla izlemek, anneyi cesaretlendirmek, başlıca yaklaşımlardır.

Postnatal (Postpartum, Doğum Sonrası) Depresyon

Doğum yapmış birçok anneyi ve çocuklarının gelişimini olumsuz etkileyebilen tıbbi bir durumdur. Annelik bunalımından daha ağır seyreder. Doğumdan sonra ilk 3 ayda görülebilir, tekrarlayabilir. Annede, yaşama bağlılıkta ve çevreye ilgide azalma, iştah sorunları bulunur. Kaygı düzeyi artmıştır. Bebeğin sağlığı ile ilgili kaygılar artmış olabilir. Bunun tersi, bebeğe karşı ilgisizlik, bakmakta güçlük, bebeğin yaşamını tehdit edecek boyutlara varabilir. Doğum sonrası gelişebilen obsesif (takıntılı) bozukluk, çocuğun yaşamını tehdit edebilir. Tiroid işlevleri gözden geçirilmelidir. Uzman desteği alınmalıdır. Postnatal depresyonu ayırt edebilmek için, Edinburgh Depresyon Ölçeği gibi ölçekler kullanılmaktadır.

Postnatal depresyonu önleme amaçlı olası besin desteklerine örnekler şunlardır: Omega-3 yağ asitleri, demir, folat, metiyonin; B12 (cobalamin), B6 (pyridoxine), B2 (riboflavin), D vitaminleri, kalsiyum ve selenyumdur.

İstanbul Tıp Üniversitesi’nin Çocuk Sağlığı İzlem Kliniği’nde, dördüncü haftadan başlayarak, düzenli izlenen anne-süt çocuğu çiftleri değerlendirildi. Gebelik dönemi ve ailenin sosyodemografik özellikleri hakkında yarı yapılandırılmış anket formu kullanıldı. Doğumdan sonraki ilk 6 ayda, annelerin %19’unda depresyon bulundu. Depresyon bulunan anneler daha gençti; planlanmamış gebelikler daha sıktı..

Yeni anne olan kadınlarda sıkça rastladığımız bu sorunlar, çocuğun büyümesi ve gelişmesi açısından riskler taşıyor. Bebeklerin tek başına anne sütü ile beslenmeleri de güçleşmekte, bu annelerin erkek çocuklarında daha yaygın olmak üzere davranış bozuklukları, kazalar/yaralanmalar görülebilmektedir.

Ayrıca, ele alınması gereken diğer bir husus, ülkemizde de önemli bir sosyal sorun ve sağlık sorunu olan adolesan annelerdir. Türkiye’de çocuk gelin oranının ortalama %5-6 civarında (illere göre en yüksek %15,3) olduğu bildirilmkete (TÜİK, 2015). Çocuk yaşta anne olan bu kadınlar ve çocukları doğum sonrası psikolojik, sosyal sorunlar ve sağlık sorunları ile çok daha büyük bir risk altındalar. Adolesan annelerde depresyon yaygındır. Gebe adolesana bakım veren hekimler, depresyonun yanı sıra, anneye ve çocuğa yönelik kasıtlı yaralama olasılıklarına karşı duyarlı olmalı, gereken ruh sağlığı desteği ve sosyal destek sağlanabilmelidir.

 

KAYNAK: Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Sosyal Pediyatri Bilim Dalı Prof. Dr. Serpil Uğur Baysal

 

 

Yazar Hakkında

admin

Yorum Yap

%d blogcu bunu beğendi: